Selam Ben Amsterdam

Porto’dan dönüş yolumuza geçmiş bulunuyoruz. Amsterdam planlamalarımızda yer almıyordu ancak ucuz uçak bileti kovalarken aktarması Amsterdam olan uçağa bilet almış bulunduk. Amsterdam’da 18 saatlik vaktimiz var. Ancak Amsterdam’da gece 12’de olabiliyorduk.
Amsterdam Schiphol Havalimanı durağına gelecek ve bineceğim tren Amsterdam’a ulaşmamız da gece saat 2-3’ü buldu.Bu sebeple Amsterdam’da size sadece tek bölge hakkında bilgi verebiliyor olacağım.

Hava alanı içerisinde bulunan tren hattı için kartınız yoksa eğer, tren hat girişlerinin yanında biletler için makinalar mevcut. Bu makinalardan ücret karşılığında kart alabiliyor ve geçiş yapabiliyorsunuz.

Biz burada sanırım makinayı tam çözemedik ve bir kişilik bilet aldık ama daha fazla zaman kaybetmemek için bir kişi trene kaçak binmek zorunda kaldık 🙁 Üzgünüm Mark Rutte

Amsterdam merkezine geldiğimizde ise daha önce buraya gelen ve tecrübeli olan yol arkadaşım, hatırladığı kadarıyla birkaç bölgeyi gezdirmek istedi.

NOT: Aşağıda +18 bilgiler bulunmaktadır.

İlk olarak tam saatinde geldiğimiz Amsterdam’da Red light yani Kırmızı Fener sokağına gittik. Red Light District Dam Meydanı‘nın hemen yanı başında bulunuyor. Sokak olarak tabir edildiğine bakmayın. Alan çok büyük ve birkaç bölgeye ayrılmış şekilde bulabilirsiniz. Burada en meşhur bölgelerden biri De Wallen’dır. Burada sağ ve sollu olmak üzere seks işçilerinin mağaza vitrinin mankenleri gibi durup kendilerini sergiledikleri alan ile dolu.

Bölgenin sokaklarında gezerken burnunuza biraz ağırımsı fakat nayhoş bir koku alacaksınız. Tüm sokaklarda bu mevcut. Evet arkadaşlar düşündüğünüz gibi Amsterdam’da belirli bir gramda hafif uyuşturucu kullanımı serbest. Gecenin bu vaktinde de o bölgedeyseniz rahatlıkla torbacı diye tabir ettiğimiz uyuşturucu satıcılarından temin edebiliyorsunuz. Bölge buna o kadar alışmış ki; Polislerin yanında torbacılar ile alıcılar ticaretini rahatlıkla yapabiliyor.
Hatta belirli bir saate kadar bölgenin bazı noktalarında coffeshoplar mevcuttur ve Hint keneviri satmak için izinli yerlerdir, vergiye tabii tutulmaktalar. Bu bölgelerde 18 yaşından küçüklere Hint keneviri satışı yasak olup, 18 yaşından büyük yetişkinlere ise 5 gramın üstünde satış yapılmamaktadır.

Amsterdam’ın bir diğer uyuşturucu olayı ise uyuşturuculu keki. Spacecake ismi verilen kek, yasal olarak birçok noktada satılmaktadır. Yendiğinde hemen kafa yapmaması sizi şaşırtabilir veya üzebilir. Fakat dozundan fazla tükettiyseniz bir süre sonra yapacağı kafa ile ayakta durmakta ve etrafı gözlemlemekte güçlük çekeceksinizdir.

NOT: En iyisi mi siz bu kötülüklerden uzak durun. Uyuşturucu zararlı seks işçileri tehlikelidir.

Biz Red Light‘ta biraz tur atıp genel bilgi edindikten sonra biraz uyumak istedik. Çünkü gece ve alkollü mekanların tümünde herkes sarhoş ve sokak başı barların önünde kavgalar olduğu için herhangi bir mekana girmedik. Zaten artık sabah oluyordu.

Meşhur Madame Tussauds‘ında bulunduğu Dam meydanına gelerek birkaç fotoğraf çekilerek I Amsterdam yazılı bölgeye ulaştık 🙂



Ek not: Amsterdam’da vakit geçirmek isterseniz Dam Meydanına yakında olan Korku evinde zaman geçirebilirsiniz.



Museumplein’da bulunan ve biz gittiğimizde sakin fakat fotoğraf çekilmeye başladığımızda ise yoğunlaşan ve Türkiye’den gelen bizim gibi turist arkadaşların bir anda yoğunlaştırdığı bir bölge olarak tanıştık. I Amsterdam yazısı da burada bulunuyor.

Fotoğraf çekilmeyi başardıysanız gelin biraz etrafı turlayalım. Fotoğrafı çekildiğim bölgede yüzümün dönük olduğu tarafa doğru ilerleyebilirseniz Batı tarihinin seçilmiş en bilindik art ressamcılarından biri olan Van Gogh müzesine ulaşabilir ve müzeye giriş yapabilirsiniz.

Müzenin bulunduğu bölgenin kuzey batı yönünden ilerleyerek meşhur Voldelpark‘a ulaşabilir zamanınızın büyük bölümünü burada geçirebilirsiniz.

Artık yorulduğumuzu da hissettiğimiz için hava limanına dönüp alıştığımız gibi yerde yatmaya devam etmek istedik 🙂

Trene dönüş yolunda ise kanal yolunu takip ettik ve Heineken birası alıp Heineken fabrikası önünde fotoğraf çekilmeyi ihmal etmedik 🙂 Bu da serseri serbest stilimiz olsun…

Evet arkadaşlar 10 günden fazla süren akıllı telefonlarımızdan hesapladığımız kadarıyla toplamda 300 bin adım attık ve 40 saatimiz yürümek ile geçti. Yorulmamak zayıflamamak elde değil. İstanbul’a gittiğimde 5 kilo kadar verdiğimi de göz önünde bulundurarak söylüyorum bunu 🙂

Amsterdam’dan pasaportumuza çıkış damgasını işleteceğimiz sırada Türk pasaportumuz olduğu için epey tedirgin olmuştuk. O aralar Hollanda ve Türkiye arasında epey bir gerginlik vardı ve bu bizi epey ürkütmüştü. Biz sırada pasaportlarımız elimizdeyken bir görevli yanımıza gelip nereye yolculuk yapacağımızı ve nereli olduğumuzu sorduğunda, tüylerimiz diken diken olmadı değil…

Türkiye’ye dönüş yaptığımızı ve Türk olduğumuzu söylediğimizde ise yan tarafta henüz hizmet vermeye başlamamış olan görevlinin alanına getirerek işlemlerimizi hızlı bir şekilde yaptı ve Hollanda’ya geldiğimiz için teşekkür etti. Böyle insanların da var olduğunu bilmek bizi epey duygulandırmıştı…

İstanbul’a döndüğümüzde aklımız hala alkolleri nasıl sokacağımızda ve acaba çantada kırılmışlar mıdır düşüncelerinde idi.

Yurt dışına çıkanlar az çok bilir. Ülkeye giriş yaptığınızda çantalarınız bavullarınız didik didik aranır. Kaçakçı olabilirsiniz, ülkeye girişi yasak olan ürünleri sokabilirsiniz. Bu nedenle güvenlik aramaları sık tutuluyor.
Biz çantalarımızı aldıktan sonra çıkış bölümünde zaten kaçakçılığını yapmayacağımız ve yasak olmayan bir ürünü taşıdığımız için çok tedirgin değildik. En fazla 4 şişemiz alınacaktı. Yasal olarak 2 şişe alkol getirebiliyorsunuz.

O anda çıkış bölümüne ilerleyen koca çantalı bir kadın polislerin dikkatini çekti ve polisler o tarafa yöneldiğinde biz çoktan hava alanından çıkmıştık.

Farklı bir kurtuluş planı düşündünüz biliyorum 🙂

Fakat farklı bir çıkışınız olamaz arkadaşlar. Yurt dışından gelen her şüpheli kişi didik didik aranmakta ve güvenlik kontrolünden geçmektedir. O yüzden aklınıza Türkiye’de yasaklanmış bir ürünü sokmak geliyor ise bu fikirden bir an önce kurtulun derim 🙂

Bir sonraki Avrupa seyahatimde görüşmek üzere 🙂

Barselona‘da uğradığım hırsızlık olayını okuyup tecrübe edinmek için buraya tıklayabilirsiniz. 🙂

1 Comment

Bir Cevap Yazın