Liderlik Ruhu

“Eğer ülkeni kurtaracak bir lider beklemekteysen, ben size hiçbir şey öğretememişim demektir.” Mustafa Kemal Atatürk.

Cümlelerime Atatürk ile başlamayı nedenli olarak tercih ettim, çünkü hem yakın tarihin yaşanmışları hem de herkesin ümidini ve inancını kaybettiği anda, tamamen düşman işgali altında kalarak her geçen gün toprak kaybeden bir ülkeyi Atatürk yeniden huzura kavuşturarak aydınlığa kavuşturdu. Çünkü Atatürk; önüne koyduğu hedefi gerçekleştireceğine canı gönülden inanıyordu. Suriye’de cephede savaştığı yetmezmiş gibi bir de hakkında idam kararı varken, kendi ülkesine gelerek ülkenin önde gelen komutanlar ve düşünürleri ile gizli toplantılar yaparak halkını gaflet ve delaletten kurtarmak istiyordu ve nitekim de öyle oldu. Uyuyan ve teslim olan bir halkı uykusundan uyandırarak kendi fikirleri, kendi mücadelesi ve bunun neticesinde halkının desteği ile yeni bir ülke inşa etti.

“Şayet bir gün çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin. Kurtarıcı kendiniz olun.”  Mustafa Kemal Atatürk.

Kurtarıcının kendimiz olduğunu, kimseden bir şey beklememek gerektiğini bilmemiz gereklidir. Şayet bizler kurtarıcı olmak yerine, kurtarıcıyı beklerken karanlıkta kaybolmaya devam edeceğiz.

Bunun yanı sıra yüzyıllardır zulüm gören Alevi inancına mensup canlarımız yanlış yönlendirmeler ve baskı politikaları ile bir türlü çizemedikleri yolda teslimiyet içerisine girmeye başlamışlardır. Baskı altında kalmış ve kalmaya da devam eden bir halk kimseye hizmet etmemeli, kimseyi kurtarıcı olarak görmemeli ve bir kurtarıcı da beklememelidir.

Alevilik Nedir? Başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

Buna karşın olarak tüm Alevi canlarımızın gerekli donanımlara sahip olarak kendi inancını savunabilmesi ve zulme karşı birlikte mücadele etmesi gerekmektedir. Yaşadığımız ülkede iktidar partilerinin Alevilere karşı uyguladığı baskı politikalarına karşı daima daha çok çalışkan, daha çok mücadeleci daha çok eğitimli olmamız zaruri bir hal almıştır.

Tavsiye yazımız : Esir Düşmüş Özgür Düşünce Sistemi

Sizleri daha fazla sıkmadan bir sendrom anlatmak istiyorum… Bu sendromun adı:

“Cam-Tavan sendromu”

Bilim insanları yaptıkları gözlem sonucunda her pirenin farklı yükseklikte zıplayabildiğini fark etmişler.  Bu pirelerden bir kaçını toplayarak zeminden yüksekte 30 CM boyutunda bir cam fanusun içine yerleştirerek cam fanusun kapağını kapatıp metal zemini de ısıtarak pirelerin rahatsız olmasını sağlamaya çalışmışlar. Sıcaklıktan rahatsız olan pireler cam fanus içerisinde sürekli zıplamaya başlamışlar ama her zıpladıklarında sürekli olarak kafalarını cam fanusun kapağına çarparak tekrar yere düşmüşler. Pireler bu engelin ne olduğunu bir türlü anlayamadıklarından dolayı zıplamaya devam etmişler ve her zıpladıklarında da kafalarını cama çarpıp tekrar tekrar düşmüşler. Bir süre sonra yükseğe zıplamamayı öğrenen pireler için cam fanusun kapağı açılmıştır. Metal zemin tekrar ısıtıldıktan sonra pireler tekrar zıplamaya başlamışlar. Kaçmak için herhangi bir engelleri kalmayan pireler daha yükseğe zıplamaya bir türlü cesaret edememişler. Zihinlerine yerleştirdikleri bu engel onların bu cam fanustan dışarıya kaçmalarını sürekli engellemiştir.

Pireler tüm imkanlarını sonuna kadar kullanarak kararlılıkla zıplamaya devam etselerdi bu cam fanustan kurtulabilirlerdi. Ancak zihinleri, pirelerin zıplamaya cesaret edememelerine neden olmuştur. İnsanoğlu da pirelere benziyor, tıpkı pireler gibi karşılarına çıkan engelleri gördükçe sindirme kısmına geçiyorlar. Oysaki yapabildiklerimizin daha fazlasını deneyerek başarıya ulaşabiliriz.

Sevgili canlar, artık kendimize bir kurtarıcı gelmesini beklemeyelim, kurtarıcı kendimiz olalım. Bozuk düzende sağlam çarkı bulmak artık ne yazık ki imkansız hale geldi. Eğer zafere ulaşmak istiyorsak, biz kendimizi geliştirmeye devam edelim, ne arıyorsak kendimizde arayalım kendimizde bulalım.

Bir Cevap Yazın