Kurtarıcım Sahnede

Bazen öncesinde yaptığımız hatalar daha sonra karşımıza daha büyük problemler ile çıkabiliyor… /////

Yemyeşil yosunların ve yaprakların arasında kayboluyorum. Uzunca yürüyor, efor sarfediyorum. Bu yoldan daha önce geçtiğimi hatırlıyorum. Sanki buradandı, evet evet buradan… ah yine yanıldım. Başladığım noktaya geri dönmek istiyorum fakat nafile. Neredeyim? Acaba buralarda bana yardım edebilecek kimse var mıdır? Etrafta cıvıl cıvıl bir kuş sessizliği. Elbette kimse yok. Akarsuyun sesi, yansıyan ışıklar. Işıklar? Tam karşımda. Fakat yakınlaştıkça uzaklaşıyorum. Orada bir çıkış yolu var mıdır? Yanlış yoldasın diye bir ses duyuyorum derinliklerden… iç sesimmiş korkmayayım diyorum kendi kendime. Yüksek bir sesle bağırıyorum. Orada kimse var mı? Birisi ses versin ne olur! Bulun benliğimi, çıkarın beni bu karanlıklardan.

İçten içe karamsarlığa kapılıyorum. Bu da benim karakterim. Karamsarlık! Ne büyük bir meziyet! Karanlıklardan çıkan aydınlıkları unutmuş olmalıyım: sessiz karanlıktaki korkumdan. Biraz önce kullandığım çantama koyduğum kasaturayı hatırlıyorum. Sessizce usul usul çıkarıyorum çantamdan. Artık dünyanın en cesur insanıyım. Adımlarımı hızlandırıyorum hedefe ulaşmak için. Biraz sonra patika bir yola ulaşıyorum.

İnançsız yüreğimde varoluşuna inanmadığım bir yaratıcıya yalvarmaya başlıyorum. Ne olur buradan kurtar beni! Ne olur yardım et!

Uzaklardan gelen bir araç sesi duyuyorum. Az sonra bulunduğum noktadan geçmesi için yalvarıyorum ona. Gözümü alan bir ışık. Karşıdan geliyor. Kurtarıcım mı acaba? Diye düşünüyorum mutlulukla. Aracın önüne atıyorum kendimi. Duruyor. Yolumu kaybettiğimi söylüyorum. Atla diyor kaba ve sinirli bir sesle. Hararetli bir şekilde yaşadığım durumu anlatıyorum kurtarıcıma. Tepki vermiyor. Sert duran mizacını ve fark ettiğim sinirini üstünden atması için konuşmaya çalışıyorum. Koruma altındaki yavrularımı öldürmüşler diyor titreyen sesiyle! Nasıl yani diyorum, nefes nefese. Ben ormanda nesli tükenmekte olan koruma altındaki geyiklerin gözlemcisiyim diyor. Kaybolmadan önce avlamak için peşinden gittiğim geyiki ben katletmiştim! Şimdi sıçtım şimdi sıçtım! Çaktırmamalıyım, fark ettirmemeliyim.

Nasıl fark etsin ki zaten nefes nefeseyim, korkumdan. Anlamaz, anlamaz diye teselli ediyorum kendimi.

Bir süre yol aldıktan sonra otobana bağlanıyoruz. Bu yolu biliyorum az ileride kestirme bir yol var. Burada inmeliyim. Titreyen bir ses ile ben burada inebilir miyim diyorum. Defalarca teşekkür ederek. Sert bir fren yaparak hiç konuşmadan duruyor. Kapıyı kapatırken; cesur ve içini rahatlatmak isteyen bir katil gibi ben öldürdüm diyor ve arabanın yanından koşarak uzaklaşıyorum. Nereden bilebilirdim ki neslinin tükenmekte olduğunu? Nereden bilebilirdim ki koruma altında olduğunu. Ah tabela. Ormanın içine giriş yaparken koruma altında olan canlıların fotoğraf ve isimleri yazıyordu.

Arkama bakıp araçtan yeteri kadar paralel koşarak uzaklaştığımı görünce dinlenmek için duruyorum. Yüzüme bir ışık yansıyor. Çok fazla ışık var kimsiniz diye sesleniyor ama göremiyorum duyamıyorum. Işık yaklaşıyor. Önce sol göğsümden giren bir sert bir cisim ile irkiliyorum. Sonra karın boşluğumdan… sonra… ışık kayboluyor yavaş yavaş. Nefesim kesiliyor. Gözlerimi biraz aralayabiliyorum. Kurtarıcım! Kurtarıcım canımı alıyor. Ruhum bedenimden ayrılırken göz kapaklarımın ardından geçen kesitler ile son nefesimi katlettiğim geyik gibi çırpınarak veriyorum.

Alican KÖSEDAĞ
http://instagram.com/aleejhoan

http://facebook.com/alicankosedagg

Bir Cevap Yazın