Dom Luis Köprüsü İle Porto

Sangria’nın su gibi içildiği, insanlarının sıcakkanlı olduğu Yedi Tepeli Şehir Lizbon‘dan sonra ilaç gibi gelen bir şehir… Porto

İki gün boyunca bu rengarenk, görkemli sokakların tadını çıkaracağız…

İlk olarak kişi başı günlüğü günlüğü 25 Euro’ya kiraladığımız 3 yıldızlı hotelimize giriş yaparak 1-2 saatlik dinlenmemizin akabinde Porto maceramıza başlangıcımızı yaptık.

Hostelimiz Terreiro da Sé da (Metro durağı ismi Batalha) bulunduğundan Porto katedraline yaklaşık 3-4 dakikalık yürüyüş mesafesinde idi. Porto Katedrali 1737 senesinde açılmış katolik inancına mensup kişilerin ibadethanesi olarak kullanımda.

Katedralin bulunduğu Dom Luis Köprüsüne giden cadde de çok güzel Çin Lokantaları ve caz kulüplerini bulabilirsiniz.

Bulunduğum Porto Katedrali önünden ise müthiş manzara ve tarihin koktuğu Dom Luis Köprüsüne yürüyerek tahmini 15-20 dakika içerisinde ulaşabilirsiniz. Elbette köprüyü metro veya farklı bir ulaşım aracıyla geçmek isteyeceksinizdir. Fakat ilk olarak yürüyerek geçmenizi ve buranın tadını almanızı tavsiye ediyorum.

Biz ara sokaklardan kaybolarak, Dom Luis köprüsüne ulaştık.

Köprünün katedral tarafı Porto, diğer tarafı ise Gaia şehri sınırlarında. Bu köprünün sadece alt tarafı trafiğe açık. Üst tarafı ise yaya ve tramvay trafiği için kullanılıyor.

Gaia tarafına geçtiğinizde karşınızdaki mükemmel manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Gerek Douro nehiri üzerindeki Dom Luis köprüsünün ihtişamı gerekse de kentin mimari yapısı ve rengarenk oluşu huzur verecektir.

Gaia tarafında şarap imalathanelerinin yoğunlukta ve bölgenin öncesinde tek geçim kaynağı olduğunu söylemek yanlış olmaz.
En büyük ve kaliteli şarapların satıldığı Sandeman gibi imalathanelerin yanı sıra daha küçük, mütevazi yerler de mevcut. Biz tabi ki daha küçük yerlerden alarak diğer insanların da ticaretten faydalanmasını sağladık. Zaten hemen hemen kendi markalarının dışında aynı tada sahip ürünleri satıyorlar. 4 Euro’dan başlayarak çok daha yüksek fiyatlara şarap alabilirsiniz. Ben buradan toplamda 6 şişe şarap aldım ve hava alanından nasıl geçiş yapacağımı şimdiden düşünmeye başladım. 🙂

Şarap dükkanlarının bulunduğu ana caddenin hemen bir arka sokağına geçerseniz eğer burada şarap mahzenlerini bulabilirsiniz. Bu mahzenler eskiden şarap yapımında kullanılan yerler olup içeriye girdiğinizde şarap tadımı yapabilir ve şarap yapımında kullanılan malzemeleri görebilirsiniz.

İlk günümüzün büyük çoğunluğunu Dom Luis köprüsün Gaia tarafında oturup zaman geçirdik.

Akşam olduğunda ise çılgınlık yaparak Porto Katedralinin etrafında birkaç tur atıp ara sokaklarda fink attık. Gittiğinizde göreceksinizdir ne kadar tehlikeli olduğunu. Karanlık sokaklarda bilmediğiniz bir ülke ve şehir de bunları yapmak büyük cesaret işi bize göre.

Biraz çılgınlıktan sonra Dom Luis köprüsünün Porto tarafında köprü ayaklarının bulunduğu kısımdaki mekanlardan birine geçerek meşhur
Sangria içmek istedik. Alkolün birçok çeşidini sevmeme rağmen 🙂 Sangria’yı maalesef içemedim. Sangria büyük bardaklarda içine limon koyularak servis ediliyor. Tadı biraz ekşimsi, bazen çok tatlı bir tat da alabilirsiniz, bu sizin ağız tadınıza bağlı olarak değişebilir. Ben içkimin büyük bölümü içemedim. Burada çok fazla zaman geçirmedik ve hotelimizin yolunu tuttuk.

Ertesi gün ise tramvay ile belirlediğimiz birkaç noktaya geçiş yapmak istedik. Aslında kaybolup şehri keşfetmek istiyorduk. Herhangi bir tramvay durağına geldiğimizde inmek istedik ve yürümeye koyulduk. Gerçekten şehrin mimarisine hayran olduk derken, müzik ve insan sesleri dikkatimizi çekti o yöne doğru ilerlemeye koyulduk ki ne görelim Porto’da Comida Continente yani Kıta Yemeği anlamına gelen yemek ve müzik festivalinde bulduk kendimizi…


Porto’da son günümüzde karşımıza çıkan festival için, Porto’nun Alican Kösedağ‘dan kurtuluşu 2017 olarak adlandırdım festivali 🙂 ve Porto’da son günümüzü de böylelikle festivalde bitirmiş olduk. Hotelimize dönüş yolunda Atlantik okyanusunun hem yanı başında olan şehrin sahilini görmeden gitmek ayıp olurdu. Biz de hotelimize dönmeden önce Espinho tramvay durağında inerek Azul yönüne doğru ilerledik. Porto’da okyanusun tadına bakmak isteyenler içinde Azul’da bulunan Baia Beach‘i tavsiye edelim gitsin.

Yazımı bitirmeden önce Porto’da şarap imalathanesinden aldığım 6 şişe şarabı nasıl çantama istiflediğimi ve hava alanından geçirdiğimi anlatmak isterim…
Öncelikle sırt çantamın derinliğini ve ölçüsünü bildiğim kafamda bir planlama yaptım. Şarapları güzel kutularından maalesef mahrum bırakmam gerekeceği için kutuları attım. Ne de olsa sadece şarabı kullanacağız 🙂

Katmanlar halinde 6 şişe şarabı çantama yerleştirdikten sonra uçak saatimizi beklemeye koyulduk. Porto’dan dönüşümüz 10+ günlük tatilimizden sonra İstanbul’a idi. Ancak ucuz uçak biletlerini kovaladığımızdan dolayı aktarmalı uçak bileti aldık ve aktarmamız Amsterdam idi 🙂

Hava alanında çantamızın akıbetini çok merak ediyorduk. Sevindirici haberi aldık. Çantamızı yanımızda değil de direkt bavul olarak görevliye verdik. Aktarmalı olduğu için kontrol falan da zaten yapılmadı. Aktarmamız da 1 gün olduğu için yanımıza yedek eşyalarımızı alarak çantalarımızı uğurladık…

6 şişe şarabı İstanbul’da hava alanından nasıl çıkarttığımı öğrenmek için son durağımız aktarmalı Amsterdam yazımı okuyabilirsiniz… 🙂

Bir Cevap Yazın